Geleceğinizi düşünün. Gözlerinizi kapatın ve geleceğinizi hayal edin. Gelecekte ne yapmak istiyorsanız, kendinizi o işi yaparken canlandırın hayalinizde. Gelecekte nerede yaşıyor olduğunuz ve ne iş yaptığınızı bir kağıda yazın daha sonra. Bu hedeflerinizi somutlaştırmanız anlamına gelir. Somu bir şekilde belirlenmiş hedefler sizi ona ulaşmak için daha fazla hareket geçirir. Artık hayal değil gelecek planları olur onların ismi. Hedef belirlerken şunu da unutmayın: Hedefleriniz çok kolay ulaşabileceğiniz ya da ulaşılması mümkün olmayan hedefler olmasın. Hedefleriniz gerçekçi ve teşvik edici olmalı. Aksi taktirde onlara ulaşmak için gösterdiğiniz kararlılığı ve performansı kaybedebilirsiniz. Bu da motivasyonunuzun düşmesi anlamına gelir.
Yorgun, uykusuz, stresli, aç ve susuz olduğunuz zamanlarda, bu fiziksel ve psikolojik ihtiyaçlarınızı gidermeden dersin başına oturmayın. Özellikle uykunuz olduğu zaman uykuya adeta direnerek ders çalıştığınızda tam anlamıyla öğrenme gerçekleşmeyeceğinden bu sizin için zaman kaybı demek olur. Ayrıca öğrenmede yaşayacağınız zorluklar, anlama güçlükleri kendinize olan güveninizi sarsar ve özgüvensizlik de motivasyona ihtiyacı olan biri için hiç de gerekli bir durum değildir.

  Kendinize sorun: “Ben hedeflerime giden yolda durmaksızın yürüyebilecek ve ona ulaşabilecek güçte miyim?” Bu sorunun cevabı kendinize olan güveninizi gösterecektir. Eğer bu soruya “hayır” cevabını verdiyseniz; bunun sebebini de belirlemelisiniz. Başarılı olabileceğinize neden inanmadığınızı, sizi bu düşünceye götüren zayıf yönlerinizi bir liste halinde yazın. Sonra güçlü yönlerinizi de listeleyin. Ve şunu hiçbir zaman unutmayın: Güçlü yönlerimiz kadar zayıf yönlerimiz de bizimdir. Hiç kimse mükemmel değildir. Önemli olan beğenmediğimiz, zayıf gördüğümüz yönlerimizin de olabileceğini kabul etmek ve bu özelliklerimizi iyileriyle değiştirmek için çaba gösterebilmektir. Bu bizim için gelişmek için çana gösterdiğimiz anlamına gelir.
Asık suratla başladığımız günler genellikle kötü geçer, işleri bir türlü yoluna sokamayız ve her şey üst üste geliyor diye söylenir dururuz. Oysa üst üste gelen kötü durumları olumsuz tutumlarımızla kendimiz yaratmışızdır. Olumsuz tutumlarımız da olumsuz düşünme biçimimizden kaynaklanır. Bu yüzden olumlu düşünmeye çalışmalısınız. Ve buna kendinizden başlamalısınız. Olumlu bir insan olduğunuzu, kendinizi sevdiğinizi düşünün. Olumlu olmak, insana yaşama enerjisi verir. Bu da sizin bir işe motive olarak başlamanızı sağlar.
Çalışma ortamınızın düzenli olmasını sağlayın. Karmakarışık, darmadağını bir odada ya da masada çalışmak dikkatinizi kısa sürede dağıtacaktır. Düzenli ve temiz bir çalışma ortamı ise sizi çalışmaya itecektir.
sınav sonuçlarınıza bakarken önce arkadaşlarınızınkine değil, kendi sınav sonucunuza bakın. Sınıfta kimleri geçmişsiniz ya da kimler listede sizin üzerinizde kalmış, bunların hiçbir önemi yok. Yeryüzünde her insan birbirinden farklıdır. İkiz kardeşlerin bile farklı özellikleri vardır. O halde kimse kimseyle kıyaslanamaz. Siz de kendinizi başkalarıyla değil, kendinizle kıyaslayın. Nasıl mı? Örneğin girdiğiniz ilk sınavdan son sınava kadar ne kadar yükselme ya da düşüş gösterdiğinizi inceleyin. Kendinizle yarışın. Kısa vadede hedefiniz hep bir önceki sınavdan daha fazla net yapmak olsun.

Başarılı insanların bu başarıya nasıl ulaştıklarını araştırın. Bu insanların hayat hikayelerini göz ardı etmeyin. Belki de sizin bilmediğiniz bir yöntemleri vardır.
Elde ettiğiniz en küçük başarıyı bile ödüllendirin. Kendiniz tebrik edine ve bu başarıyı kutlayın. Bunun için tiyatroya gidebilir, sevdiğiniz bir yazarın yeni çıkan kitabını satın alabilir ya da kendinize bir dilim pasta ısmarlayabilirsiniz.

Dünyadaki en büyük güç ateşlenmiş insan ruhudur.
J. Malloch