DEĞNEKTEN BİR AT

İki çocuklu bir aile hafta sonunu piknik yaparak geçirmeye karar veriyor.
Piknik yerine vardıklarında anne yemeği hazırlarken, çocuklar babalarıyla birlikte yürüyüşe çıkıyor. Uzun bir yürüyüşten sonra oldukça yorulan küçük çocuk yalvarırcasına bakan gözlerle, "Babacığım çok yoruldum. Lütfen beni kucağında taşır mısın?" diyor.
Baba; "Ben de yorgunum oğlum"' der demez çocuk ağlamaya başlıyor. Baba tek kelime etmeden ağaçtan bir dal kesiyor. Dalı bıçakla biçimlendirip, çocuğa zarar vermeyecek biçimde yontuyor. Sonra dalı oğluna verir. "Al oğlum, sana güzel bir at" diyor. Çocuk dal parçasından yontulmuş ata biniyor ve sevinçle sıçrayarak, ata vurarak annesinin yanına doğru gitmeye başlıyor. Babasını ve ablasını kısa sürede geride bırakıyor...
Baba gülerek kızına: "İşte yaşam budur kızım. Bazen zihnen ya da bedenen kendini çok yorgun hissedeceksin. İşte o zaman kendine değnekten bir at bul ve neşe ile yoluna devam et. Bu at bir arkadaş, bir şarkı, bir çiçek, bir şiir ya da bir çocuğun tebessümü olabilir."
Değnekten atınız hiç eksik olmasın


Dünyayı Düzeltmek İçin...

Adam, bir haftanın yorgunluğundan sonra, pazar sabahı kalktığında keyifle eline gazetesini aldı ve bütün gün miskinlik yapıp evde oturacağını hayal ediyordu. Tam bunları düşünürken oğlu koşarak geldi ve parka ne zaman gideceklerini sordu. Baba, oğluna söz vermişti; bu hafta sonu parka götürecekti onu ama hiç dışarıya çıkmak istemediğinden bir bahane uydurması gerekiyordu. Sonra gazetenin promosyon olarak dağıttığı dünya haritası gözüne ilişti.

Önce dünya haritasını küçük parçalara ayırdı ve oğluna uzattı:
- Eğer bu haritayı düzeltebilirsen seni parka götüreceğim! dedi. Sonra düşündü:
- Oh be, kurtuldum! En iyi coğrafya profesörünü bile getirsen bu haritayı akşama kadar düzeltemez!
Aradan on dakika geçtikten sonra oğlu babasının yanına koşarak geldi:
- Babacığım, haritayı düzelttim. Artık parka gidebiliriz! dedi.
Adam önce inanamadı ve görmek istedi. Gördüğünde de hayretler içindeydi ve oğluna bunu nasıl yaptığını sordu.

Çocuk şu açıklamayı yaptı:
-Bana verdiğin haritanın arkasında bir insan resmi vardı. İnsanı düzelttiğim zaman dünya kendiliğinden düzelmişti!


İNANMAK

Hayvanat bahçesini ziyaret eden bir kişi, fillerin bulunduğu bölüme geldiğinde devasa fillerin incecik zincirlere bağlı olduğunu ve etraflarında koruma duvarlarının olmadığını görür. Yanlarındaki hayvan bakıcısına yaklaşır ve : “Bu koca filler ince zincirleri rahatlıkla kırabilir ve buradan kaçabilirler, neden önlem almıyorsunuz?” der.

Bakıcı : “Bu filler buraya yavruyken getirilir ve gelir gelmez kalın zincirlere bağlanırlar. Her gün defalarca kaçma girişiminde bulunur fakat zincir kalın olduğundan bunu bir türlü başaramazlar. Başarısızlıkla sonuçlanan defalarca denemeden sonra bir gün, artık bu zinciri kıramayacaklarına inanırlar ve deneme yapmaktan vazgeçerler. İşte o gün biz bu kalın zincirleri söker ve yerine sembolik olan ince zincirleri takarız. Başarısız olmayı öğrenmiş ve zinciri kıramayacağına inanmış olan fil artık bir daha asla denemede bulunmaz. O yüzden merak etmeyin beyefendi, yıllardır burada çalışıyorum ve şimdiye kadar kaçan fil olmadı.